Türkiye’de yapıldığı biçimiyle mimarlık konkurlarının, giderek daha büyük huzursuzluk ve tartışma yaratacağı anlaşılıyor. Bunun defalarca konu edilmiş bir çok nedeni var.
Bu işe bir düzen getirilememesi, mimarlık adına giderek daha vahim sonuçlar ortaya çıkaracak gibi gözüküyor:
Kurumlar, işverenler, “bu konuyu konkura açalım” dendiğinde artık dehşete kapılıp kaçıyor. Devlet, bazı işleri Mimarlar Odasını “by-pass” ederek konkura açma yollarını arıyor (bakınız: Bakü skandalı ve onu izlemesi çok muhtemel bir Berlin skandalı…)
Karşılarında saygın ve tartışmasız bir yol, yöntem bulamayan kurumlar işleri doğrudan Üniversitelere vererek en azından kendilerine “şaibesiz” bir yol arıyorlar.
Sonuçta, konkurlar giderek gözden düşüyor ve bu alanda uzmanlaşan bir gurup büro ile jüri üyesi arasında; tuhaf kuralları ve kendine özgü jargonu olan bir oyuna dönüşüyor.
Konkurlar, hazırlanışlarındaki verilerindeki yetersizlik, sunuluşlarındaki baştansavmalık, değerlendirilişlerindeki beceriksizlik, sonuçlarındaki aleladelik ile, mimarlığımıza, çevremize doğru düzgün kazanımlar getirmiyor.
Bir yazımda (Mimarlık, 1993-252) ortalama bir yarışma için, 22500 işgücü x gün’ lük emek harcandığını hesaplamış ve bu hali ile konkurların bir oyalanma, bir sahte istihdam aracı olduklarını söylemişim…
Bunca tartışılan bir konuda bile geçen zaman içinde doğru düzgün bir sonuca, yönteme kavuşamamak gerçekten saçmalık.
Burada, dışarıdan ve soğukkanlılıkla bakmaya çalışarak (her ne kadar bu konuda bolca darbe yemiş ve kendimi “tövbeliler” arasına atmış olsam da…) çözümlere katkıda bulunacak bazı önerilerimi bir kez daha hatırlatayım:
• Jüriler ve kurumlar, meslek emeğine saygı gösteren doğru düzgün dosyalar ile yarışma açmalıdır. Doğru yanıt bulmak için, önce doğru soru sormak gerekir.
• Veriler standart, istenenler eşit ve insaflı olmalı; önce düşünce ve çözüm içeren önerileri değerlendirmek amacı güdülmelidir. “Bu kadar zahmete girmişken çöp kutusu tasarımı da isteyelim bari” anlayışı ile açılan kentsel tasarım konkurları görüyoruz. Jüriler, en azından meslekdaşlarından istedikleri yük kadar çalışmalı, baştan savma dosyalar ile yarışma açılmaması için çalışmalı, soru- cevap aşamalarında meslekdaşları ile alay edercesine uyduruk cevaplar vermemelidir.
• Jüri oluşumunda “hoca-mimar”/ “profesyonel mimar” / “odacı mimar” dengeleri yeniden gözden geçirilmelidir (bu konuda; ayrıntılara, gerekçelere girmek, dedikodu olacaktır…)
• Jüriler, değerlendirme ölçütlerini, önceden saptayarak açıklamalıdır.
• Yarışmalar yeteri yaygınlıkta duyurulmalı ve yeterli süreler tanınmalıdır (doğrusu ben bu güne kadar hiç bir yarışmayı, teslimine bir ay kaladan önce duyamadım). Yıllık yarışma takvimlerinin önceden belirlenmesi, daha yaygın bir katılım sağlayacaktır.
• Mimarlık dünyasında, mesleğe yeni başlayanların, gençlerin varolabilmesi giderek zorlaşıyor. Onlara fırsat tanıyan yaş kategorili yarışmalar açılmalıdır. Bu konuda, Mimarlar Odasına gerçekten büyük iş düşüyor.
• Bölgesel iş dağılımını, işgücü dağılımını da gözetebilmek için, bazı işler, bölgesel kayıtlı mimarlar ile sınırlanarak yarışmaya çıkarılmalıdır.
• Değerlendirmeye alınan tüm önerilere, asgari masraf karşılığı bir ödeme yapılmalıdır.
• Önemli konular, özellikle Kamuyu ilgilendiren yapılar, giderek iki kademeli yarışmaya açılmalıdır. İlk elemeyi geçen örneğin beş proje sergilenmeli, ilgililerin ve halkın katılımı ile tartışılmalı, yeni öneriler ile zenginleştirilmiş bir platformda ikinci kademeye geçilmelidir. Bu yöntemin sayısız yararı yanısıra, kamuoyunda bir mimarlık ve çevre kültürü oluşmasına yapacağı katkı da unutulmamalı. Böylece örneğin, Olimpik stadyumun yarısının mı tamamının mı örtülü olacağına, yalnızca futbolcular ve onların lobisine kapılan bir Başbakan karar vermiş olmaz…
• Kötü projelerin, müteahhitler bütçesiyle ucuza maledilip ihalelerde öne sürülmesine yarayan “design- build” yöntemi engellenmelidir.
• Yerel yönetimlerin ucuza proje elde etme, kendi araştırma sorumluluk ve görevlerini mimarlık bürolarına devretme amaçlı ihale süreçleri tartışılmalı ve kamuyu ilgilendiren tüm konuların doğru düzgün konkurlara açılması sağlanmalıdır.
• Yarışma sürecini bir oyalanma, bir oyun olmaktan çıkarmak için, gerekirse, belirli sürelerde uygulamaya konulmayan projeleri için kazanan ekiplerin tazminat alma hakkı oluşturulmalıdır.